1. Hz. Muahmmed'in (s) İnsani Yönü
Peygamberimiz, varlık yönüyle herkes gibi bir insandı. Normal bir şekilde anne babadan dünyaya gelmiş, normal bir insan olarak büyümüş, gelişmiş, evlenmiş, çocukları olmuş ve eceli geldiğinde bu dünyadan göçmüştür. Peygamberimizin bu yönüne onun 'insani yönü' denir. Peygamberimiz canlı bir varlık olarak insan olmasının yanında, aynı zamanda bir peygamberdi. Yani Allah'ın insanlara öncü olarak seçtiği bir insandı. Peygamberimizin bu yönüne de onun 'peygamberlik yönü' denir. Bu konuda Peygamberimizin insani yönünü inceleyeceğiz.
Peygamberimiz, bir melek veya manevi varlıklardan biri değildi. O bir insandı. Herkes gibi yorulduğunda dinlenir, uyur, acıktığında yemek yer, bazen neşeli bazen üzüntülü olurdu.
Peygamberimiz, onu insanüstü bir varlık olarak yüceltme tehlikesine karşı, sıkça uyarılarda bulunmuş, "geçmişte insanların kendi peygamberlerine yaptığı gibi siz de beni tanrılaştırmayın" şeklinde uyarılarda bulunmuştur. Bu nedenle resmini yapılmasını yasaklamıştır. Peygamberimizin en büyük endişelerinden birisi, Hıristiyanların Hz. İsa'yı tanrılaştırmaları gibi Müslümanların da kendisini olağanüstü bir varlık haline getirip tanrılaştırmaları tehlikesiydi.
Kur'anıkerim de bu konuda uyarılarda bulunmuştur: Örneğin:
"De ki: Ben de sizin gibi bir insanım. Farklılık yalnızca, 'ilahınız tek bir ilahtır' şeklinde bana vahiy gelmesidir." (Kehf Suresi 110. ayet)
Peygamberimizin insani yönüne ait özellikleri (Şemail)
Peygamberimizin insani yönüne ait özelliklerine "Şemail"denir. Peygamberimizin ashabı, bu kutlu insanın dış görünümünün güzelliği, görenleri hayran bırakan heybetinden nuruna ve duruşundan gülüşüne kadar Allah'ın onda gösterdiği çeşitli güzellikler hakkında pek çok detay aktarmışlardır. Sayıca oldukça kalabalık olan sahabe, bu güzellikler hakkında birçok bilgi vermiştir. Bazı sahabe onu genel özellikleriyle tarif ederken, diğerleri uzun ve detaylı anlatımlarda bulunmuşlardır. Bu anlatımlardan bazıları şu şekildedir:
"Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem çok yakışıklı ve alımlı idi. Mübarek yüzü ayın on dördündeki dolunay gibi parlardı... Burnu gayet güzel idi... Gür sakallı, iri gözlü, düz yanaklı idi. Ağzı geniş, dişleri inci gibi parlaktı... Boynu sanki bir gümüş ışıltısı idi... İki omuzu arası geniş, omuz kemik başları kalın idi... “
Enes b. Malik (ra) anlatıyor:
"Peygamber Efendimiz (sav) orta boylu idi; uzun da değildi, kısa da değildi; hoş bir görünüşü vardı. Saçı ise ne kıvırcık, ne de düzdü. Mübarek yüzlerinin rengi ise nurani beyazdı.
Bera b. Azib (ra) anlatıyor:
"... Resullullah Efendimizden daha güzel birini görmedim. Omuzlarına varan saçları vardı. İki omuz arası genişçe idi. Boyu ise ne kısa idi, ne de uzundu
Hz. Ali'nin torunlarından İbrahim b. Muhammed (ra) rivayet ediyor:
Peygamber Efendimiz (sav), ne aşırı derecede uzun, ne de kısa idi; O bulunduğu topluluğun orta boylusu idi. Saçları, ne kıvırcık ne de dümdüzdü; hafifçe dalgalı idi. Mübarek yüzlerinin rengi kırmızıya çalar şekilde beyaz; gözleri siyah; kirpikleri sık ve uzun; omuz başları iri yapılı idi... O, insanların en cömert gönüllüsü, en doğru sözlüsü, en yumuşak tabiatlısı ve en arkadaş canlısı idi. Kendilerini ansızın görenler, O'nun heybeti karşısında çok şiddetli heyecanlanırlar; üstün vasıflarını bilerek sohbetinde bulunanlar ise, O'nu her şeyden çok severlerdi. O'nun üstünlüklerini ve güzelliklerini tanıtmaya çalışan kimse; Ben, gerek ondan önce, gerek ondan sonra, onun gibi birisini görmedim, demek suretiyle, O'nu tanıtma hususundaki aczini ve yetersizliğini itiraf ederdi.
Hz. Hasan (ra) naklediyor:
"Resulullah Efendimiz, yaradılıştan heybetli ve muhteşemdi. Mübarek yüzü, dolunay halindeki ayın parlaklığı gibi nur saçardı. Orta boyludan uzun, ince uzundan kısa idi. Saçları kıvırcık ile düz arası idi; şayet kendiliğinden ikiye ayrılmışlarsa onları başının iki yanına salar, değilse ayırmazlardı. Uzattıkları takdirde saçları kulak yumuşaklarını geçerdi. Peygamber Efendimiz (sav)'in rengi, beyaz ve parlak renkte, yani nurani beyazdı. Alnı açıktı. Kaşları; hilal gibi, gür ve birbirine yakındı.
Boynu, gümüş berraklığında idi. Vücudunun bütün azaları birbiri ile uyumlu olup yakışıklı bir yapıya sahipti
"Allah Resulünün alnı geniş olup hilal kaşlıydı, kaşları gürdü. Iki kaşı arası açık olup, halis bir gümüş gibi bembeyazdı. Gözleri pek güzel, gözbebekleri simsiyahtı. Kirpikleri uzundu. Güldüğünde dişleri çakan şimşek gibi parıldardı. Iki dudağı da emsalsiz şekilde güzeldi... Sakalı gürdü. Boynu pek güzeldi, ne uzun ne kısaydı. Boynunun güneş ve rüzgar gören kısmı altın alaşımlı gümüş gibi parıldardı... Göğsü genişti, göğsünün düzlüğü aynayı, beyazlığı da ayı andırırdı... Omuzları genişti... Kol ve pazuları irice idi. Avuçları ipekten daha yumuşaktı.
Sözcük Bilgisi
Ashap (eski yazım kuralına göre ashab şeklinde de yazılmaktadır): Peygamberimiz dostları, arkadaşları, Müslüman olup, onu görme onurunu elede etmiş olanlar.
Sahabe: Ashap ile eşanlamlı.
Sahabi: 'Sahabe'nin tekili.
(ra) veya (R.A.): Radiyallahu anh: Allah ondan razı olsun. (Sahabe için söylenmesi gelenek olmuştur)
KONUYU ANLADIK MI?
Peygamberimiz, neden her fırsatta kendisinin de bir insan olduğunu belirtme ihtiyacı duymuştur?
Peygamberimizi diğer insanlardan ayıran özelliği nedir?
Hz. Muhammed'in de bir insan olduğu, yalnızca bir yönüyle diğer insanlardan ayrıldığı Kur'an'da nasıl ifade edilmektedir?
Yüce Allah, insanlar içinden seçtiği bazı insanlara vahiy yoluyla buyruklarını bildirir. Seçilen bu insanlara peygamber denir.
Peygamberler, Allah’ın doğru yolu göstermek için görevlendirdiği elçilerdir. Onlar, yolunu şaşıran, sapıklığa, acılara ve bunalımlara düşen insanlara birer kurtarıcı olarak Allah tarafından gönderilmiştir.
Peygamberlerin ortak amacı, tek Allah inancını ve öldükten sonra dirilme ile başlayacak olan ahirete imanı sağlayarak, insanlığı dünya ve ahiret mutluluğuna kavuşturmaktır.
Hz. Muhammed (s), Allah’ın gönderdiği peygamberlerin sonuncusudur. Allah vahiy yoluyla ve çoğu kez Cebrail meleği aracılığıyla buyruklarını ona bildirmiş ve ona ayetler indirmiştir. Kuranıkerim’de Peygamberimiz Hz. Muhammed’in (s) son peygamber olduğu açık bir şekilde belirtilmektedir.
“Muhammed sizin adamlarınızdan hiçbirinin babası değildir. O, Allah’ın elçisi ve peygamberlerin sonuncusudur.” (Ahzab Suresi 40. ayet)
Hz. Muhammed (s) bir peygamber olarak, ona gelen ayetleri insanlara ulaştırmıştır, böylece tebliğ görevini yerine getirmiştir. Bu ayetlerde bir çok öğütler, bilgiler, emir ve yasaklar bulunmaktadır. Peygamberimiz onları insanlara bildirmiş,Allah'ın çağrısını herkese duyurmuştur.
Hz. Muhammed (s) ona gelen ayetleri aynı zamanda gerek sözleriyle gerekse davranışlarıyla açıklamış, ayetlerin nasıl anlaşılacağını insanlara öğretmiştir. Böylece Allah’ın ayetlerde kastettiği anlamlar insanlar tarafında iyice anlaşılmıştır.
Peygamberimizin peygamberlik yönünden biri de, Kuranıkerim’deki öğütleri bizzat uygulayarak, insanlara öncülük etmektir. Namazı, orucu, zekatı, iyilik etmeyi, güzel davranışlarda bulunmayı, ilk Müslümanlar Peygamberimizden görerek öğrenmiş, kendileri de aynısını yapmışlardır.
Hz. Muhammed (s) fiziksel özellikleri ve biyolojik bir varlık olarak normal bir insandır; fakat biz insanlardan önemli bir ayrıcalığı vardır: O, Allah’ın insanlar için seçtiği bir elçidir.
KONUYU ANLADIK MI?
Peygamberimizi diğer insanlardan farklı yapan özelliği nedir?
Hz. Muhammed'in (s) peygamberlik görevini nasıl yerine getirdiğini üç maddede açıklayınız. (Örnek 1. Allah'tan aldığı vahyi insanlara ulaştırmak)
Peygamberimizin son peygamber oluşu, Kuranıkerim'de nasıl anlatılmaktadır?2.1. Hz. Muhammed Son Peygamberdir
Peygamberlerin en büyüğü ve sonuncusu, bizim peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.s.)’dir. Onun tebliğ ettiği İslâm dini, son dindir. Allah tarafından getirdiği Kuranıkerim, bütün insanlığa seslenen Allah’ın son kitabıdır.
Hz. Muhammed (s.a.s.)’in gelmesiyle peygamberlik kapısı kapanmıştır. O, yeryüzündeki bütün milletlerin peygamberidir. Bu gerçek Kur’an-ı Kerim’de şöyle bildirilmektedir:
“Ey Muhammed! De ki: Ey İnsanlar! Doğrusu ben Allah’ın hepiniz için gönderdiği Peygamberiyim.”
Her Peygember kendinden sonraki peygamberi müjdelemiştir
Bu konuda Kur'an'da, Yüce Allah şöyle buyurur:
"Hatırla ki, Meryem oğlu İsa: Ey İsrailoğulları! Ben size Allah'ın elçisiyim, benden önce gelen Tevrat'ı doğrulayıcı ve benden sonra gelecek Ahmed adında bir peygamberi de müjdeleyici olarak geldim, demişti. Fakat o, kendilerine açık deliller getirince: Bu apaçık bir büyüdür, dediler." (61/Saff suresi 6. ayet)
Kur’an, Peygamberimiz hakkında ise şöyle buyurur:
Muhammed, sizin erkeklerinizden hiçbirinin babası değildir. Fakat o, Allah'ın Resûlü ve peygamberlerin (nebilerin) sonuncusudur. Allah her şeyi hakkıyla bilendir. (33/Ahzab suresi 40. ayet) Kur'an'da, peygamberimizden sonra gelecek bir peygamberden söz edilmeyişi, aksine onun son peygamber olduğunun açıkça söylenmesi, ondan snra peygamber gelmeyeceğinin kanıtıdır.
Yeni Bir Peygambere Gerek Var mı?
Allah, peygamberleri toplumlar Allah’tan iyice uzaklaşıp günah ve zulüm çok yaygınlaştığında ve insanların ellerinde onlara doğru yolu gösterecek ilahi bir kitap olmadığında göndermiştir.
Hiçbir peygamber, nedensiz ve ihtiyaç olmadığı halde gönderilmemiştir. Hz. Muhammed’in (s) mesajı bütün dünyaya ve toplumlara ulaştığından yeni bir peygambere ihtiyaç yoktur. Peygamberler, Allah’ın gönderdiği ilahi mesajların değiştirildiğinde veya yok olduğunda gönderilmişlerdir. Peygamberimize gönderilen mesajın Allah tarafından korunduğu açıktır. Yani ne unutulmuş ne de değiştirilmiştir. Yüce Allah bu konuda şöyle buyurur:
"Kur an'ı biz indirdik; elbette onu yine biz koruyacağız." (15/Hicr suresi 9. ayet)
Bütün insanlığa gönderilen peygamberimiz, dünyayı aydınlatan güneş gibidir. Ona gönderilen kutsal kitap Kur’an, indirildiği günkü haliyle bütün dünyaya yayılmıştır.
KONUYU ANLADIK MI?
Peygamberimizin son peygamber olduğunu nasıl biliyoruz?
Allah peygamberleri hangi durumlarda göndermiştir?
Peygamberimizden sonra yeni bir peygamber gelmesine gerek kalmış mıdır? Niçin?Kur'an ayetlerinin yorumlar katılarak açıklanmasına tefsir denir. Peygamberimiz Kur'an ayetlerinin ilk muhatabı ve Allah'ın elçisi olduğundan Kur'an ayetlerinde kastedilen anlamı en iyi bilen kişidir. Bu nedenle onun ayetlerle ilgili açıklamaları, o ayetlerin anlaşılmasında büyük önem taşımaktadır.
Peygamberimizin açıklamaları olmasaydı, insanlar Allah'ın ayetlerini tam olarak anlayamazlardı. pek çok konu kapalı olarak kalabilir, insanlar o ayetlerle ne anlatılmak istenildiği konusunda tereddüt yaşayabilirlerdi.
Peygamberimiz Kur'an'ı açıklayıcı özelliğiyle tıpkı bir öğretmene benzemektedir. Onun döneminde Müslümanlar anlamadıkları ayetleri doğrudan Peygamberimize sorarak öğreniyorlardı. Örneğin,
"İnanıp, imanlarına herhangi bir haksızlık bulaştırmayanlar... İşte onlar güvendedir ve onlar doğru yolu bulanlardır." (En'am 82) ayeti indiğinde buradaki haksızlığın ne olduğu anlaşılamamış, bazıları onu her türlü günah işlemek sanmıştı. Durum Peygamberimize sorulduğunda buradaki haksızlığın 'Allah'a ortak koşmak' olduğunu açıkladı.
Peygamberimiz sadece kapalı kalan ayetleri açıklamakla kalmıyor, Allah'ın buyruklarını bizzat uygulayarak insanların daha iyi öğrenmesine yardımcı oluyordu. Bu özeliğiyle Peygamberimiz bir eğitimciydi. Örneğin allah'ın namaz emrinin nasıl uygulanacağını Peygamberimiz uygulamalı bir şekilde, onu her gün kılarak öğretmiş; Müslümanlara namaz kılma alışkanlığını kazandırmıştır.
İnsanlara güzel davranışlar kazandırmak Kur'an'ın amaçlarından biridir. Peygamberimiz yaşadığı dönem boyunca karşılaşılan problemlere Kur'an'a uygun çözümler bularak Kur'an'ın bu amacını gerçekleştirmeye çalışmıştır. 23 yıl boyunca Peygamberimizin öncülüğünde insanlar Kur'an'ın amaçladığı güzel davranışları kazanmış ve bunları topluma yaygınlaştırmışlardır.
Anlatım: Dr. Ali Kuzudişli
KONUYU ANLADIK MI?
Tefsir ne demektir?
Peygamberimizin Kur'an'ı açıklamasına niçin gerek duyulmuştur?
Peygamberimizin insanların anlamadıkları ayetleri açıklamasına bir örnek veriniz.
Peygamberimizin uygulamalarıyla Kur'an'ı nasıl öğrettiğini bir örnekle açıklayınız.Peygamberimizin görevlerinden biri de aymazlık içinde bulunan insanları uyarmak, onlara hakkı ve doğruyu hatırlatmaktır. Peygamberimize bu görev ilk olarak : “Ey örtüsüne bürünen! Kalk ve uyar.” ( Müddessir 1-2) ayetiyle verilmişti. Bir başka ayette Allah, Peygamberimize şöyle seslenir:
“Ey Peygamber, biz seni bir şahit, bir müjdeci ve bir uyarıcı olarak gönderdi.” (Ahzab, 45.)Hz. Muhammed (s) Allah’ın dinine uymaları konusunda insanları uyarmış, daha önce aymazlık içinde haksızlık ve kötülük yapan toplumların nasıl felaketlerle karşılaştıklarını hatırlamış, kendi sonlarının da aynı şekilde olmaması için hakka uymaları gerektiğini bildirmiştir.
İnsanlar, cehalet içinde atalarından babalarından öğrendikleri inançları sürdürebilmektedir. Böylece yanlış inançlar, insanın doğasına ters olan uygulamalar kuşaklar boyu devam edebilmektedir. Allah, Peygamberimizi bu durumda olan insanları uyarmakla görevlendirmiş, onlara gerçek inançları tebliğ ederek yanlışlardan yüz çevirmelerini istemiştir.
Bazı insanlar da doğruları bildikleri halde ya kendilerine söz geçiremedikleri için ya da arzularına uymak hoşlarına gittiği için kasten yanlış işler yapabilmektedir. Peygamberimiz bu insanları, arzularına uymamaları konusunda uyarmış, insan nefsinin çoğunlukla zararlı ve kötü şeyleri yapmaktan zevk duyduğunu, ama daha sonra yapılan kötülükler sonucunda hem kendilerinin hem de çevresindekilerin zarar gördüğünü bildirmiştir.
İster cehalet içinde olsun, isterse kasten olsun, kötülük yapanlar, bunun karşılığını hem bu dünyada hem de ahirette feci bir şekilde göreceklerdir. Allah inatçı inkarcılar ve bilerek günahlara dalanlar için azap dolu cehennemi hazırlamıştır. İnançsız günahkarlar orada sonsuza kadar kalır; rahat yüzü görmez, sürekli azap içinde olurlar. Allah hiçbir insana azap etmez; fakat insanlar yaptıkları kötülükler nedeniyle kendi kendilerine azap ve eziyet ederler. İşte Peygamberimiz cehalet ve şımarıklık içinde Allah’a ve onun dinine baş kaldıran kimseleri bu azapla uyarmıştır.
Hz. Muhammed (sav), Allah'ın "Şu halde, sen bundan dolayı davet et ve emrolunduğun gibi doğru bir istikamet tuttur..." (Şura Suresi, 15) ayetiyle de bildirdiği gibi insanları uyarmakla görevlendirdiği son peygamberidir. Peygamberimiz, tüm diğer elçiler gibi insanları doğru yola, Allah'a iman etmeye, ahiret için yaşamaya ve güzel ahlaka çağırmıştır. Kuran'da Peygamberimiz'e, kendisinin insanları uyarmakla görevli olduğunu belirtmesi şöyle emredilmiştir:
De ki: "Bu, benim yolumdur. Bir basiret üzere Allah'a davet ederim; ben ve bana uyanlar da. Ve Allah'ı tenzih ederim, ben müşriklerden değilim." (Yusuf Suresi, 108)
Peygamber Efendimiz insanları uyarmak için elinden geleni en fazlasıyla yapmış, mümkün olan en fazla sayıda insanı uyarmak için çaba göstermiştir. Bir ayette şöyle bildirilir:
De ki: "Allah benimle sizin aranızda şahittir. Sizi uyarmam için bana Kuran vahyedildi. (Enam Suresi, 19)
Peygamberimiz (sav) Kuran'ı tebliğ ederken, müşriklerin atalarından kendilerine miras kalan sapkın dinlerini tamamen değiştirmiş ve bu nedenle onların baskı ve karşı koymaları ile karşılaşmıştır. Ancak o Allah'ın emrine uyarak, onların baskı ve alaylarına hiçbir zaman aldırış etmemiştir. Allah, Peygamberimiz'e ayetlerde şöyle buyurmaktadır:
Öyleyse sana emredilenleri açıkça söyle ve müşriklere aldırış etme. Şüphesiz o alay edenlere (karşı) biz sana yeteriz. (Hicr Suresi, 94-95)Anlatım: Dr. Ali Kuzudişli
KONUYU ANLADIK MI?
İnsanların uyarılma ihtiyacı konusunu açıklayınız.
Peygamberimizin uyarı görevini nasıl yerine getiriyordu?
Peygamberimizin uyarı göreviyle ilgili ayetlerden bir örnek veriniz.Karşılaştığı insanları kişiliği ve davranışlarıyla etkisi altına alan Sevgili Peygamberimiz nasıl bir insandı? Sadece kendi çağındakileri değil, sonradan gelen insanları yüzyıllar boyunca kendisine bağlayan bu yüce insan, ahlâk ve değerler yönüyle ne gibi özelliklere sahipti? Yüce Kitabımız Kur'an-ı Kerim bu soruya cevap olacak şekilde Peygamberimize seslenerek şöyle diyor:
“Senin için kesintisiz bir ödül vardır; çünkü sen üstün bir ahlâka sahipsin.” (Kalem 4-5)
Hz. Muhammed (s.a.v.), Allah’ın bütün insanlara doğruyu ve güzeli bildirmek ve onları bu yöne yönlendirmek üzere görevlendirdiği bir Peygamberdir. Onun bütün davranışlarında kusursuz olması gerekiyordu. Çünkü o, tüm Müslümanlar için uyulması gereken bir örnek insandı. Kötü huyları olan birinin, insanları iyiliğe götüren bir öncü olmasını elbette bekleyemeyiz. Bu yüzden Allah onu bütün kötü huylardan korudu.Rabbimiz gönderdiği ayetlerle hem Sevgili Peygamberimize hem de onun etrafında kenetlenmiş Müslümanlara, karşılaştıkları olaylar karşısında nasıl davranmaları gerektiğini öğretmiştir. Onlara her şeyin en iyisini, en güzelini ve en üstün olanını göstermiştir. Peygamberimiz de Allah’a gönülden bağlanmış biri olduğundan, ona inen ayetlere harfi harfine uymuş, biz Müslümanlara da gücümüz yettiğince onlara uymamızı emretmiştir. Bu uygulamalar neticesinde Hz. Muhammed güzel ahlâkın en güzel örneği haline gelmiştir.
Sevgili Peygamberimiz şöyle derdi:
“Beni Rabbim eğitti; O beni ne güzel eğitti.”
Hz. Aişe annemize, Peygamberimize yetişememiş, onu görme yüceliğine erememiş gençlerden biri merakla sorar:
“–Hz. Muhammed’in ahlâkı nasıldı?”
Hz. Aişe (r.a.) bu soruya doğrudan, net bir cevap verir:
“–Onun ahlâkı Kur'an’dı.”
Hz. Aişe annemiz bu sözüyle şunu demek istemişti: Yüce Allah’ın beğendiği, insanlara Kur’an yoluyla emrettiği ve önerdiği ne kadar güzel huy, davranış çeşitleri varsa onların tümü Hz. Muhammed’in (s.a.v.) kişiliğinde ve ahlâkında yer almıştır.
Peygamberimizi hayranlıktan da öte bir sevgiyle seven biz Müslümanlar, edebî eserlerde onu anlatırken gül ile simgelemişiz. Gerçekten de o, görünüşü, güzelliği, kokusu ve doğallığıyla en çok güle benzerdi; o, gül gibi bir insandı.
Anlatım: Dr. Ali Kuzudişli
KONUYU ANLADIK MI?
Hz. Aişe, Hz. Muhammed'in ahlakını Kur'an olarak açıklarken ne demek istiyor?
Peygamberimizin ahlakının mükemmel olmasının bizim açımızdan önemi nedir?
Peygamberimizin ahlakı mükemmel olmasaydı, söyledikleri ile yaşadıkları birbirine ters düşer miydi? Görüşlerinizi açılayınız.Yüce Allah, Peygamberimiz Hz. Muhammed’i (s) bütün evrene rahmet olarak gönderdiğini bildirmiş ve şöyle buyurmuştur:
“Biz seni alemlere rahmet olarak gönderdik.” (Enbiya 107)
Rahmet: acımak, şefkat göstermek, merhamet etmek, iyilik etmek ve bağışlamak anmalarına gelir. Peygamberimiz görünen ve görünmeyen bütün yaratılmışlar için Allah’ın ihsan ettiği büyük bir lütuftur. Bunun anlamını şöyle açıklayabiliriz:
Peygamberimize gönderilen din, bütün insanlar için hakkı ve doğruyu gösteren bir kılavuzdur. Güneş nasıl biyolojik yaşam için gerekliyse Peygamberimize gönderilen din de insanların hem iç dünyaları için hem de toplumları için o kadar gereklidir. Peygamberimize gönderilen din, tabiat için de rahmettir. Çünkü ölçüyü aşan insan yalnız kendine zarar vermez; hırsları uğruna havayı, suyu zehirler, toprağı çölleştirir. Peygamberimizin gönderilişi hem insanlık için hem de diğer varlıklar için bu nedenle rahmet olmuştur.
Peygamberimiz yaşamı boyunca güçsüzlerin ve korumasız kalmışların koruyucusu olmuştur. Yaşadığı dönemde en çok kadınlar, köleler ve korumasız kalmış öksüz ve yetimler ezilmekteydi. Hz. Muhammed (s) onların durumlarını iyileştirmeye yönelik çeşitli önlemler almıştır.
Kadınlar konusunda Peygamberimiz şöyle demiştir:
“Ey insanlar! Kadınların haklarını gözetmenizi ve onlara haksızlık etme konusunda Allah’tan korkmanızı tavsiye ederim.”
Bir çocuğun ağlaması Peygamberimizi çok etkilerdi. Bir defasında şöyle demişti:
“Ben namazı uzun tutmak isterim, fakat geriden bir çocuğun ağlamasını duyunca, annesine güçlük çıkarmamak için namazı kısa keserim.”
Peygamberimizin çocuklara şefkat ve merhameti çok ünlüdür. Bir defasında küçük bir hizmetçi kızı sokakta ağlarken görmüştü. Yanına yaklaşıp neden ağladığını sordu. Küçük kız:
“Sahibim bana un almam için 2 dirhem vermişti, onu kaybettim” dedi. Bunun üzerine Peygamberimiz ona iki dirhem hediye etti. Fakat çocuk ağlamaya devam ediyordu. Peygamberimiz neden ağladığını tekrar sordu. Küçük kız:
“Eve geç kaldım, beni dövmelerinden korkuyorum” dedi. Peygamberimiz çocuğu evine kadar götürdü. Kapıda Peygamberimizi gören ev sahipleri hem sevindiler hem de zahmet verdikleri için üzüldüler. Peygamberimize olan sevgilerinden dolayı kız çocuğuna özgürlüğünü bağışladılar.
Peygamberimiz savaşta çocuklara, kadınlara ve din adamlarına dokunulmamasını emreder, kılıcını atıp teslim olan savaşçılara eziyet edilmesini yasaklardı.
Peygamberimizin merhameti yalnızca insanlara yönelik değildi. Hayvanlara eziyet edilmemesini ister, üzerlerine haddinden fazla yük yüklenmesini yasaklardı. Tehlike kaynağı olmadıkça hayvanların öldürülmesini men etmiştir.Anlatım: Dr. Ali Kuzudişli
KONUYU ANLADIK MI?
Peygamberimizin bütün insanlar için rahmet olarak gönderilmesinin anlamını açıklayınız.
Peygamberimizin merhametli oluşunu bir örnek olayla açıklayınız.
Video Dersler
İlkokuma yazma dersleri
Matematik ders videoları
Matematik soru çözümleri
Geometri ders videoları
Fizik ders videoları
Kimya ders videoları
Biyoloji ders videoları
Ali Dağdelen Hocadan Biyoloji ders videoları (Yeni)
Fen ve Teknoloji video dersleri
Fen ve Teknoloji konuları(yazıyla)
Türkçe ders videoları
Türkçe dersleri(yazıyla)
Edebiyat dersi videoları
Coğrafya ders videoları
Coğrafya dersleri(yazıyla)
Tarih ders videoları
Tarih dersleri(yazıyla)
Sosyal bilgiler konuları(yazıyla)
Din Kültürü video dersleri
Din Kültürü dersleri(yazıyla)
Psikoloji ders videoları
Felsefe ders videoları
Sosyoloji ders videoları
Mantık ders videoları
İngilizce dersleri(yazıyla)
İngilizce ders videoları
Almanca ders videoları
Rusça dersleri(yazıyla)
Rusça videolu dersleri
Kpss ders videoları
Açıköğretim konu anlatımları
Satranç dersleri
Trafik Dersleri
Matematik ders videoları
Matematik soru çözümleri
Geometri ders videoları
Fizik ders videoları
Kimya ders videoları
Biyoloji ders videoları
Ali Dağdelen Hocadan Biyoloji ders videoları (Yeni)
Fen ve Teknoloji video dersleri
Fen ve Teknoloji konuları(yazıyla)
Türkçe ders videoları
Türkçe dersleri(yazıyla)
Edebiyat dersi videoları
Coğrafya ders videoları
Coğrafya dersleri(yazıyla)
Tarih ders videoları
Tarih dersleri(yazıyla)
Sosyal bilgiler konuları(yazıyla)
Din Kültürü video dersleri
Din Kültürü dersleri(yazıyla)
Psikoloji ders videoları
Felsefe ders videoları
Sosyoloji ders videoları
Mantık ders videoları
İngilizce dersleri(yazıyla)
İngilizce ders videoları
Almanca ders videoları
Rusça dersleri(yazıyla)
Rusça videolu dersleri
Kpss ders videoları
Açıköğretim konu anlatımları
Satranç dersleri
Trafik Dersleri
Bir İnsan ve Peygamber Olarak Hz.Muhammed
27 Aralık 2009 Pazar
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)



0 yorum:
Yorum Gönder