Ahirete iman ders notu

27 Aralık 2009 Pazar


AHİRETE GİDEN GELEN Mİ VAR?
1- Ahiret kelimesinin manasını bilen birisi böyle bir soru sormaz.Çünkü Ahiret diye,bu dünya yolculuğunun tamamlandığı noktadan sonra ayak basacağımız ülkeye diyoruz.Yolculuk devam ettiğine göre o yeni beldeye henüz ayak basan yok.
Kıyamet kopacak,insanlar yeniden yaratılacaklar,yani ruhlar yeniden cesetlere kavuşacaklar;böylece dirilme dediğimiz olay gerçekleşecek.
Daha sonra hesap ve mizan safhaları… Ve nihayet Cennet yahut Cehennem…Henüz yolculuğumuz sürdüğüne göre o ülkeden birisinin bu dünyaya dönmesi söz konusu olamaz.
2- Ahiretten dönmek bir tarafa,bu dünya yolculuğunun bir safhasından geri dönüp bir öncekine geçiş bile mümkün değil.
Mesela siz şimdi gençliği geride bırakmış ihtiyarlık yolunda ilerleyen birisiniz diyelim.Önünüzün ihtiyarlık ve ölüm olduğu belli.V e siz şu anda hayattasınız;iradeniz var,dilediğinizi yapma gücüne sahip görünüyorsunuz.O halde,bu yolculuktan vazgeçip geri dönebilir misiniz?Yani,yeniden gençliğe dönme ve sonra çocuk olma şansınız var mı?
Yine mesela;siz İstanbul’dan Ankara’ya giderken yolda fikrini değiştirebilirsin.Bir mola yerinde otobüsten iner,İstanbul’a giden bir başka otobüse binebilirsin.Burada yani dünya hayatında böyle bir imkanın var mı?
Dünya gemisinden inmenin imkanı yok.Aksi yöne giden bir başka gemi de söz konusu değil.
Biz hayatta iken yolculuğun bir önceki safhasına geçme imkanına sahip değilken,yani bundan bir gün öncesine,bir dakika öncesine hatta bir saniye öncesine gidemezken,nasıl oluyor da öldükten,ahirete gittikten sonra tekrar bu dünyaya geri gelebiliriz.Bunun imkansız olduğunu hepimiz biliyoruz.
NOT:Bu soruyu kasıtlı bir şekilde soranlar büyük bir ihtimalle hayatını bir çok günahlarla,haramlarla kirletmiş.Bu yüzden ölümden sonra herkesin hesap vereceği bir yer olmasını arzu etmiyor.Fakat göz kapamakla güneş gizlenmez, gece olmaz.Gözünü kapatan gündüzü sadece kendine gece yapar.Bunun gibi Ahireti inkar etmekle Ahiret, hesap, Cennet, Cehennem yok olmazlar.Her şey bizi bekliyor.Bu yüzden var olan bir şeyi inkar etmek değil, oraya göre hazırlık yapmak gerekir.Çünkü inkar, kurtuluş değildir.
Kaynak:(Ölümün Güzel Yüzü-Alaaddin Başar-Zafer Yayınları)
Bu hususta şunları belirtmekte de fayda var:Bir yerden veya bir şeyden haber vermek için mutlaka o yere gitmek veya o şeyi gözle görmek gerekmez.
Mesela;astronomi ilmi bize yıldızlardan,galaksilerden bahseder.Öyle ki, uzayda hala ışığı bize ulaşmayan milyarlarca yıldızdan söz eder.Buralara gidip gelen kimse var mı?Yok, olması da imkansız.Çünkü bu bedenle,bu teknik imkanlarla ve bu sınırlı ömürle oralara gitmek kimin haddine.Hal böyle olunca kainat haricine ahirete gidip gelmek hiç mümkün müdür?Biz astronomi alimlerinin bilgisine itimad eder ve bu konularda bilgi sahibi olabiliriz.Aynı şekilde ahiret hakkında da Allah,peygamberler,mukaddes kitaplar ve İslam alimleri bu konunun uzmanı olarak Ahiretten ve manevi şeylerden bahsetmişlerdir.Bizim dünyevi ve sınırlı gözlerimizle, sınırlı görüş kabiliyetimizle sonsuz ve manevi ahiret alemini görmemiz mümkün değildir.Bize düşen bu uzmanları dinleyip ona göre hareket etmektir.Zaten dünyada olduğu halde göremediğimiz bir çok şey yok mu(röntgen ışını,ultraviyole ışınlar, hava vs. vs.)Demek ki göz her şeyi göremezmiş.Göremiyoruz da nitekim…
NOT:Sonbaharda solan yani ölen ağaçların, ilk baharda yeşillenmesi yani yeniden dirilmesi,mevsimlerin-gece ve gündüzün birbirini takip etmesi gibi durumlar öldükten sonra tekrar dirilişin örnekleri olarak sürekli gözümüzün önünde…İbret alana tabi..
Kaynak: (İnsanı Uçuruma Götüren Sözler-Mehmed Paksu-Nesil Yayınları)

Hikaye :KİM DİRİLTECEK ?: Öldükten sonra dirilmeyi inkâr eden bir adam çürümüş bir kemiği eline alıp ufaladıktan sonra peygamberimize dönerek, "Allah'ın bu çürümüş, un ufak olmuş kemikleri dirilteceğine mi inanıyorsun?" dedi. Peygamberimiz, "Evet, onları da seni de diriltecek." dedi. Bunun üzerine Allah, peygamberimize şu mealdeki ayetleri gönderdi:
"İnsan görmez mi ki biz onu bir damla sudan yarattık. Bir de bakıyorsun ki apa­çık düşman kesilmiş. Kendi yaratılışını unutarak bize karşı örnek vermeye kalkışıyor ve Şu çürümüş kemikleri kim diriltecek?' diyor.De ki: Onları ilk kez yaratmış olan dirilte­cek. Çünkü o, her türlü yaratmayı gayet iyi bilir. Yeşil ağaçtan sizin için ateş çıkaran odur. İşte siz ateşi ondan yakıyorsunuz. Gökleri ve yeri yaratan, onların benzerlerini ya­ratmaya güç yetiremez mi? Evet! Elbette güç yetirir. O, her şeyi hakkıyla bilen yaratıcı­dır. Bir şey yaratmak istediği zaman onun yaptığı 'ol' demekten ibarettir. O şey de hemen oluverir. Her şeyin mülkü elinde olan Allah'ın şanı ne kadar yücedir! Siz de ona dönecek­siniz." (36/Yâsîn suresi,77-83)
Başka bir ayette Allah, öl­dükten sonra dirilmeyi şu benzetme ile açıklamıştır: "...Senin yeryüzü­nü kupkuru görmen de Allah'ın delillerindendir. Biz kuru toprağa suyu indirdiğimiz zaman, toprak harekete geçip kabarır. Kuru toprağa can veren elbette ölüleri de diriltir. Allah'ın her şeye gücü yeter." (41/Fussilet suresi, 39)Ayet Meali:"Kim zerre miktarı hayır yapmışsa onun karşılığını görür. Kim de zerre miktarı kötülük işlemişse onun karşılığını görür.”
İnsanların dünyada yaptıkları hiçbir şey karşılıksız kalmayacaktır. Dinimiz, insanların hem kendilerine hem de topluma yararlı bireyler olmalarını ister. Başkalarıyla iyi ilişkiler kurulmasını buyurur. Allah'ın iyi, güzel ve yararlı işler yapanları ödül­lendireceğini belirtir. İnancımıza göre kendisine ve içinde yaşadığı topluma yararlı olan kimseler Allah'ın buyruğuna uygun davranmış olurlar. Allah da böyle davrananları ödüllendirecektir.
Ahirette, yapılan iyi davranışlar ödüllendirileceği gibi kötü davranışlar da karşılığını bulacaktır. Allah, kötülük yapanlara ahirette karşılığını verecektir. Dinimize göre, kötülük yapanlar bunun karşılığını mutlaka göreceklerdir. Onlara hiçbir haksızlık yapılmayacak ancak, yaptıkları kötülükler ve haksızlıklar karşılıksız da kalmayacaktır. Allah'ın onlara herhangi bir haksızlık yapması da söz konusu değildir. Öldükten sonra yeniden dünyaya gelip eksiklik ve hatalarımızı giderme şansımız yok­tur. Bunun için yaşadığımız günün her anını değerlendirmeli ve sonsuz mutluluğu kazanmak için çalışmalıyız. Mevlana’nın dediği gibi "Bu dünya, yaptıklarımızın yankılanıp bize döneceği bir dağdır." (Mevlâna) Kişi bu dünyada yaptıklarından dolayı hesaba çekilecek ve başka bir dünyada sonsuza kadar yaşayacaktır.

1-ACABA SIRF DÜNYA İÇİN Mİ YARATILMIŞSIN Kİ BÜTÜN VAKTİNİ ONA SARFEDİYORSUN

2-İnsan, ipi boğazına sarılıp, istediği yerde otlamak için başıboş bırakılmamıştır; belki bütün amellerinin suretleri alınıp yazılır ve bütün fiillerinin neticeleri muhasebe için zabtedilir.(Sözler - 76)

AHİRET VE HAŞR’E DAİR
Âhiret: Öbür dünya. Bu dünyadan sonra gideceğimiz ebedi âlem. Âhiret, kıyamet koptuktan sonra, bütün varlıkların ve insanların devamlı kalacakları yerdir. Orada ölüm yoktur, hayat sonsuzdur; dinin emirlerine bağlı olanlar için cennet; dine bağlı olmıyanlar için de cehennem vardır. Âhirete îmân, inanılması lâzım olan altı esastan beşincisidir. Âhirete inanmayan insan müslüman olamaz. Kur'an ve peygamberi inkar etmiş olur. İnsan ölüp toprak olduktan sonra onu kim diriltecek diyenlere Kur'anın pek çok cevaplarından biri meâlen şudur: "Onu ilkin kim yarattı ise, öldükten sonra da yine o diriltecek."
ÖLDÜKTEN SONRA DİRİLİŞ MÜMKÜN MÜ?
1-Önce ilk yaratılışımızı düşünelim.Dünyada herhangi bir parçamız bile yokken,yoktan var edildik.Sahip olduğumuz hiçbir şeyi kendimiz elde etmedik,bir yerden siparişle almadık,herhangi bir yerden de bulmadık.Şimdi bütün bunları(el,yüz,ayak… vs.) sıfırdan verene,tüm bu şeyleri yarattıktan sonra tekrar iade etmesi daha kolay değil midir?Yasin Suresinde bir ayette mealen şöyle denmektedir: ‘‘İnsan der:Çürümüş kemikleri kim diriltecek. Sen, de:Kim onları başlangıçta yaratmışsa o diriltecek’’
Yani bir şeyi yoktan yaratan Yaratıcı,yarattığı şeyi tekrar verebilir.Bu zor olmadığı gibi akla mantığa da aykırı değildir.
2-Bir komutan orduyu oluşturduktan sonra,askerlere nerede,hangi sırada,hangi grupta duracaklarını gösterir.İstirahat için dağılan ordu tekrar toplanacağı zaman boru sesiyle bildirilir ve herkes yerine hemen geçer.Çünkü herkes yerini daha önceden öğrendi.
İşte bizim vücudumuz da bir ordu gibidir.Vücudumuzu oluşturan zerreler,hücreler,atomlar vs. o ordunun askerleridir.Vücut ordusunun askerleri ölümle dağıldıktan sonra,tekrar dirilme vakti olan Ahiret Gününde İsrafil(as)’in boru sesiyle toplanarak yerlerini alacaklardır.Zaten dünyadaki çoğu şey Ahiret’e işaret etmektedir.Tabi onu görecek göz,anlayacak akıl lazım.
3-Yine gözümüz önünde cereyan eden bir hadiseden örnek verelim.
On beş yıldır meyve veren bir ağaç düşünelim.Yazın meyve veren bu ağaç kışın kurumakta adeta ölmektedir.Fakat bahar ve yaz mevsimi geldiğinde tekrar dirilip yeşillenmekte,meyve vermeye başlamaktadır.Sürekli karşılaştığımız bu olay Haşr’in(öldükten sonra dirilişin) en güzel ve önemli örneklerindendir.Ölmüş ağaçların dirilip yeşillenmesini görüyoruz. Odun gibi kemiklerin hayat bulmasını kıyas edemeyip istib'âd edersek,yani öldükten sonra dirilişi akla uzak görürsek öbür tarafa odun gibi gideriz,haberimiz olsun.Yani odunun canlanmasını normal karşılayıp,kemiklerin canlanmasını,dirilmesini akla aykırı görmek;o aklın sakat,o akıl sahibinin de aklından zoru olduğunun göstergesidir.
4-Nefes alıp vermemiz,uyuyup uyanmamız,hatta gözümüzü açıp kapamamız,gece gündüzün oluşması,mevsimlerin değişmesi ve bir çok olay gittikten sonra tekrar meydana gelmenin delilleridir.
5-Anne karnındaki bir çocuğun doğması,sanki onun anne karnında ölüp,dünya aleminde yeniden dirilmesi gibidir.Biz de dünyada ölüp,ahiret aleminde yeniden dirileceğiz.
6-Toprak altına giren basit ve küçük bir tohumu bile ihmal etmeyip onu bir ağaç olarak dirilten Allah elbette insan gibi en değerli bir varlığı ihmal etmez.Tohumun ağaç olabilmesi için yer altında çürümesi gerekmektedir.Çürüyüp giden bir şeyi farklı bir hayata mahzar eden sonsuz kudret sahibi olan Rabbimiz elbette toprağa girip çürüyen bir insanı da farklı bir alemde diriltecektir.
7-Ahiret ve Haşr’in varlığına dair bir çok örnekler ve deliller var.Fakat olmadığına dair hiçbir delil yoktur.
8- Ve bu yazıyı tanıdık bir cümle ile bitirelim:
Bir konuda uzman kim ise onların görüşüne itibar edilir.Mesela bir doktor senin hasta olduğunu,bir mühendis de hasta olmadığını söylerse elbette doktoru dinlersin.(Eğer mühendisin sözünü dinlersen söyleyecek bir şey yok, ‘o da senin güzelliğin’ deriz  )
Başta her şeyi yoktan yaratan Rabbimiz,Allah olmak üzere bütün mukaddes kitaplar ,peygamberler, dinler,sahabeler,alimler,evliyalar yani maneviyat alanının uzmanları Ahiret ve Haşr’in var olduğunu söylemektedir.Söylemeyenleri,kabul etmeyenleri de siz düşünün.Hangileri daha güvenilir?
Yani;Gerisi bize kalmış.
Ömür ve Ecel:Yaratılan her canlı gibi insan dünya hayatında sonsuz değildir. Bir gün gelecek ömrünü tamamlayarak ölecektir. İnsanın dünya hayatında canlı kaldığı, yaşadığı süreye “ömür”, Allah’ın emri ile yaşamın son bulmasına da ecel denir. Dinimize göre ölüm bir yok oluş değil, yeni sonsuz bir hayatın başlangıcıdır.
Kabir Hayatı:Dini kaynaklardan öğrendiğimize göre insanların ölümü sadece bedensel olacaktır. Ruhları ise canlıdır. Kabre konulan insanlar kıyametin kopmasını beklerler. Ölümle başlayıp yeniden dirilmeye kadar devam edecek olan hayata kabir hayatı denir. Peygamberimiz “Kabir, ahiret duraklarının ilkidir.” buyurarak, ölümle ahiret hayatının başladığını ifade etmiştir.
Kıyamet:Yukarıda belirttiğimiz gibi yaratılan her varlık sonludur. Buna göre yaşadığımız dünyanın ve evrenin de bir sonu vardır. İşte bu günde dünyanın ömrünün bitmesine, evrenin yok olmasına ”Kıyamet”, bu olayın gerçekleşmesine de “kıyametin kopması” denir. Kıyametin kopması akıl ve bilim yönünden imkânsız değildir. Evrenin yaratıcısı ve yöneticisi olan Allah’ın evrendeki düzeni bozması, tabiat kanunlarını düzenleyen kanunların alt üst olması akıl açısından mümkündür. Bu konu üzerinde bilim adamları değişik teoriler üzerinde durmaktadırlar. Kıyametin ne zaman kopacağını Allah’tan başka kimse bilemez. Kur’an’da kıyametin geleceğinden şüphe edilmemesi gerektiğini belirten ve kıyametle ilgili birçok ayet vardır.“İnsan, kıyamet ne zamanmış? Diye sorar. İşte göz kamaştığı, ay tutulduğu, güneşle bir araya getirildiği zaman! O gün insan kaçacak yer neresi? Diyecektir. Hayır hayır! Sığınacak yer yoktur. O gün varıp durulacak yer, sadece Rabb’inin huzurudur.” (Kıyamet, 6 -12)
Sur: Sözlükte “seslenmek, boru, üflenince ses çıkaran boynuz” anlamındadır. Dini terim olarak ise “kıyametin kopuşunu belirtmek ve kıyamet koptuktan sonra bütün insanların mahşer yerinde toplanmak üzere dirilmelerini sağlamak için İsrafil adlı melek tarafından üfürülen bir alettir. Fakat bunun nasıl bir şey olduğunu bilemeyiz. Dünyadaki borulara benzetilemez.
Ba’s: Öldükten sonra dirilmek anlamına gelen ba’s, kıyametin kopmasından sonra İsrafil ikinci defa sur üfürecek ve bütün canlı yaratıklar tekrar dirilecektir. İslâm inancına göre tekrar diriliş, hem beden hem de ruh ile olacaktır. Kur’an, öldükten sonra tekrar dirilişin aklen mümkün olduğunu ve mutlaka meydana geleceğini ısrarla vurgulamaktadır.
İnsanın aklına takılan, en çok sorduğu sorulardan biri de, kabirde çürüyen bedenimiz nasıl dirilecektir? Bu soruya Kur’an şöyle cevap veriyor: “İnsan görmüyor mu ki, biz onu bir nutfeden yarattık. Bir bakıyorsun ki açıkça inkâr isyan ediyor. Kendi yaratılışını unutup bize karşı misal getirmeye kalkışıyor ve şu çürümüş dağılıp gitmiş kemikleri kim yeniden diriltecek? der
De ki: Onları ilk defa yaratmış olan diriltir. Çünkü o, her türlü yaratmayı gayet iyi bilir. Yeşil ağaçtan sizin için ateş çıkaran odur. İşte siz ateşi ondan yakıyorsunuz. Gökleri ve yeri yaratan, onların benzerlerini yaratmaya kadir değil midir? Evet onların benzerlerini yaratmaya her zaman elbette kadirdir. O her şeyi hakkıyla bilen bir yaratıcıdır.” (Yasin suresi, ayet 77-81)
Haşir-Mahşer:Sözlükte “toplanmak, bir araya gelmek” demek olan haşr, terim olarak da; “Allah’ın insanları hesaba çekmek üzere tekrar dirilişten sonra bir araya toplamasıdır.” Bu toplanma yerine “mahşer” denir. Kur’an’da mahşerden ve bu sırada yaşanacak olaylardan bahseden birçok ayet vardır. Konu ile ilgili olarak Allah Kur’an’da : “Sizi yaratıp yeryüzüne yayan odur ve onun huzurunda toplanacaksınız.” (Mülk suresi ayet24)Amel Defteri:İnsanlar hesaplarının görülmesi için toplandıktan sonra, kendilerine dünyada iken yaptıkları işlerin yazılı olduğu “amel defterleri” dağıtılır. Kiramen Kâtibin melekleri tarafından yazılan bu defterle ilgili Kur’an’da birçok ayet vardır. Bu defterin nasıl bir şey olduğu bilinmemektedir. Dünyadaki defterlere benzetilemez.
Hesaplar: Hesap ve sorgulama: İnsan ahirette dünya hayatında yaptıklarından hesaba çekilecektir. Konu ile ilgili olarak Kur’an’da şöyle buyruluru: “Her insanın boynuna işlediklerini dolarız ve kıyamet günü açılmış bulacağı kitabı önüne çıkarırı. ‘kitabını oku! Bugün sana hesap görücü olarak kendin yetersin’ deriz” (İsra suresi, ayet 13-14)
Hesap gününde zerre miktarınca hayır işleyen mükâfatını, kötülük işleyen cezasını görecek ve hiçbir adaletsizlik yapılmayacaktır. Kur’an’a göre hesap gününde Allah’a inananlara korku yoktur. Yüce Allah Kur’an’da şöyle buyurmaktadır: “…Allah’a ve ahiret gününe hakkıyla inanıp Salih amel işleyenler için Rableri katında mükâfatlar vardır. Onlar için herhangi bir korku olmadığı gibi üzülmeyecekler de” (Bakara 62) Buna karşılık cezayı hak edenlerin hesabının çetin olacağının Kur’an şöyle bildirmektedir: “Doğrusu Allah yolundan sapanlara hesap gününü unutmalarından dolayı çetin bir azab vardır” (Sad; 26)
Mizan: Sözlükte “terazi” anlamına gelen mizan, ahirette hesaptan sonra herkesin amellerinin tartıldığı ilahi bir adalet ölçüsüdür. Nasıl bir şey olduğu bilinmeyen mizan dünyadaki ölçü aletlerine benzemez.
Kur’anıkerim’de kıyamet gününde adalet terazilerinin kurulacağı ve kimsenin herhangi bir haksızlığa uğratılmayacağı belirtilmiştir. Bu durum Kur’an’da şöyle ifade edilmektedir: ”Kıyamet günü doğru teraziler kurarız; hiçbir kimse, hiçbir haksızlığa uğratılmaz. Hardal tanesi kadar olsa bile, yapılanı ortaya koyarız. Hesap gören olarak biz yeteriz.” (Enbiya 47) Bu ölçmede iyilikleri ağır gelenler başarılı, hafif gelenler başarısız sayılacaktır. (Müminin suresi ayet 102,103)
İnsanlar amelleri tartıldıktan sonra, hadislerde cehennemin üzerine kurulmuş bir köprü olduğu bildirilen sırata doğru yönelirler. Peygamberimiz bir sözünde sırattan ilk geçenin kendisi ve ümmeti olacağını bildirmiştir.




0 yorum:

Yorum Gönder

 
 
 

Kim Nerede?


Sayfa Görünümü

Takipçilerimiz

Academics Blogs
Bloggers - Meet Millions of BloggersTopOfBlogsAcademics blogs

Arşiv

 
Sinavvar.net@Tüm Hakları Saklıdır@Hak İhlali Bildirimi İçin İletişim Bölümünden İrtibata Geçiniz